Merve Kavakçı
Ankara'da 1968'de doğdu. Ankara TED Koleji'nden mezun olduktan sonra 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne 86 090 042 numarayla kayıt yaptırdı. Kavakçı, fakülte ile ilişiği başarısızlık gerekçesiyle kesilince, ABD'ye giderek Dallas Üniversitesi'nde bilgisayar konusunda eğitim aldı.

1988 yılında Ürdün asıllı Ali Ahmet Abushanab ile evlenerek ABD vatandaşı olma hakkı kazandı. Bu evliliği sırasında Fatma Gülham ve Meryem Ali adında iki kız çocuğu dünyaya getirdi. Eşinden evlendikten beş yıl sonra ayrılan Kavakçı, boşanma nedeni olarak "evdeki Türkçe yasağı"nı öne sürdü. Ancak asıl ayrılma nedeni, kocasının ikinci bir eşinin bulunmasıydı. Evliliğinin bitiminden sonra çocuklarının velayetini alan Kavakçı, 1997 yılında Ürdün asıllı eşiyle yine mahkemelik oldu. Eşinin çocuklarını kendisine göstermediği gerekçesiyle yeni bir dava açıp kazanmasıyla iki kızını alarak Türkiye'ye kaçtı.

Türbanıyla sahnede

Kapatılan RP'nin yasaklı lideri Necmettin Erbakan'ın yakın arkadaşı Prof. Dr. Ziya Kavakçı'nın kızı olan Merve Kavakçı, 18 Nisan seçimlerinde İstanbul 1. Bölge dördüncü sıradan Fazilet Partisi (FP) milletvekili adayı oldu. Basına verdiği demeçlerde türbanlı olmasının Meclis'e girmesine engel olmadığını belirten Kavakçı, seçimlerden önce uzun süre tartışma konusu oldu.

FP'den İstanbul Milletvekili seçildikten sonra türbanıyla yemin edeceğini söyleyen Kavakçı'ya genel başkanı Recai Kutan da sahip çıktı. Kutan, Kavakçı'nın başını açması konusunda partinin bir müdahalesinin söz konusu olamayacağını belirterek, "Nasıl isterse öyle hareket edecektir" dedi.

Türbanla ilgili tartışmalar sürerken Kavakçı, yemin töreninden önce kalabalık bir destekçi grubuyla gittiği Meclis'te albüm için türbanıyla fotoğraf çektirmedi. Kavakçı, Meclis'e türbanıyla mı geleceği yönündeki sorular üzerine, "Milletim teveccüh gösterip beni buraya gönderdi. Şu anda seçilmiş bir milletvekiliyim. Milletimi en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağım" demekle yetindi. Kavakçı, "Pazar günü yemin edecek misiniz?" sorusuna, "İnşallah. Prosedürde ne varsa o şekilde hareket edeceğiz" dedi. Kavakçı'nın "prosedür"le neyi kastettiği sonradan anlaşıldı. Zira Meclis İçtüzüğü'nde türbanı yasaklayan bir hüküm yoktu.

Kriz dorukta

İstanbul'da türbanıyla mazbatasını alan Kavakçı'nın Türkiye gündemine yerleştirdiği türban krizi 3 Mayıs 1999'da TBMM'deki yemin töreni sırasında doruğa çıktı. MHP'nin türbanlı milletvekili Nesrin Ünal'ın başı açık halde yemini büyük alkış alırken, Kavakçı, yemin töreninin ortasında Meclis Genel Kurul Salonu'na türbanıyla girince, o ana kadar büyük olgunluk içinde geçen oturum büyük bir gerilime sahne oldu. FP sıralarından Kavakçı'nın salona girişi sırasında alkış koparken, sadece DSP'lilerin ellerini sıra kapaklarına vurarak protesto etmeleri dikkat çekti. MHP, ANAP ve DYP'liler ise olaya seyirci kalmayı tercih etti. Nazlı Ilıcak'ın, Kavakçı'ya bu sırada moral ve taktik verdiği gözlendi.

"Cumhuriyete yakışmıyor"

DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit de Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu ve Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk ile kürsüye giderek oturumu yöneten geçici başkan Ali Rıza Septioğlu'ndan Kavakçı'yı dışarı çıkarmasını istediler. Ancak Septioğlu, Bakan Türk'ün, ''Laik Cumhuriyete yakışmıyor'' uyarısına ''Laiklik Cumhuriyetle ne alakası var'' diyerek Kavakçı'yı dışarı çıkarma eğilimi göstermedi.

DYP'li Meclis eski Başkanvekili Kamer Genç de kürsü önüne gelerek Septioğlu'nu uyardı. Ancak Septioğlu elindeki Meclis İçtüzüğü'nü göstermekle yetindi ve uyarılar doğrultusunda hareket etmekten çekindi.

"Burası devlete meydan okunacak yer değil"

Bunun üzerine Ecevit, FP'lilerin protestosuna karşılık kürsüye yürüdü ve elinde daha önce hazırladığı bir metinden şunları okudu:

''Türkiye'de özel yaşamda kadınların giyim -kuşamına başörtüsüne kimse karışmıyor. Ancak burası özel yaşam alanı değildir. Devletin gelenek ve kurallarına burada görev yapanlar uymak zorundadır. Burası devlete meydan okunacak yer değildir.''

Ecevit'in konuşmasının hemen ardından DSP'li bayan milletvekilleri el ele tutuşarak kürsüyü çevrelediler. Devlet Bakanı Özkan duruma müdahale ederken, Başkan Septioğlu oturuma 15 dakika ara verdi. Bunlar olurken bazı milletvekilleri Kavakçı'nın yanına giderek dışarı çıkması ricasında bulundu. Ancak Kavakçı'yı salona beraberinde getiren ve yanına oturtan FP İstanbul milletvekili Nazlı Ilıcak, ''Hayır çıkmayacak. Oturacak. Yemin de edecek'' diyerek gelen telkinlere sert tepki gösterdi. DSP'liler de kürsü etrafında toplanarak alkışla ''Dışarı'' diye tempo tutmaya başladı.

Kavakçı kuliste de sert tartışmaların yaşanmasına neden oldu. FP milletvekillerinden biri, ''Yaptığınız yanlış'' deyince ANAP milletvekili İlhan Aküzüm, kuliste bağırarak, ''Siz önce kendi yanlışınıza bakın. Laik Cumhuriyete yakışmıyor'' diye tepki koydu.